|
Beni bu sevdanın ortasında, deli
yağmurların altında bir başıma bırakıp gittiğin
zamanlar seni hiç durdurmadım... Yoluna çıkıp hiç,
gitme, demedim sana... Beni bırakma, diye
yalvarmadım... Her gidişinin ardından sessizliğe
gömülüp, seni sonsuza kadar kaybettiğimi düşündüm
hep... Bir gün geri gelebileceğine hiç
inanmadım...Bu yüzden mucizeydi her dönüşün ve bu
yüzden her defasında sana daha sıkı sarıldım...
Yıllar geçti aramızdan... Ayrılıklarla
sırılsıklam, kavuşmalarla yıldızlı...Şimdi
yanımdasın... Ama biliyorum, gideceksin yine...
Rüzgar adını çağırıyor... Bu şehrin üzerini yine
kara bulutlar sarıyor... Biliyorum, yine deli
yağmurlar yağacak üzerime... Yine gizlenecek
martılar saçakların altına... Yıldızlar
kaybolacak... Biliyorum gideceksin ve ben yine
kaybedeceğim yolumu.. .
Biliyorum, deniz
kenarında martıların peşinde koşan çoçukluğumu
düştüğü yerden kimse kaldırmayacak... Gözyaşlarımı
silmeyecek o sevgi dolu, kutsal yüreğin...
Biliyorum, gölgen bir İstanbul sokağının arnavut
kaldırımı üzerinde ansızın gölgemi okşamayacak...
Biliyorum, gideceksin... Ama bu kez sana sevdalı
güvercinin yaralı yüreği bu gidişi
kaldıramayacak...
Belki de bu yüzden hiç
yapmadığım bir şeyi yapıyor ve soluk soluğa geçen
o yıllar boyunca hiç fark etmediğin bir sırrı ilk
kez yüreğine fısıldıyorum: Ben sana
çocukluğumdan vurgunum... Artık gitme
sevgilim...
|